Ümmeti kuşatan fitne ateşine düşmeyelim!

Bismillahirrahmanirrahim

“Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” (Ali İmran: 103)

Müslümanları etkisiz hale getirmek, onur ve izzetlerini yok etmek için çabalayan şeytan ve taraftarları Müslümanları birbirlerine düşürmeyi ve İslam ümmetini parçalamayı önemli ölçüde başardılar. Eskiden topraklarını işgal ederek, üzerlerine bombalar yağdırarak ve toplu katliamlardan geçirerek Müslümanlara darbe vurup mağlup etmeye çalışırken, şimdi fitne ateşini alevlendirip birbirlerine düşürerek, aralarında çatışma ve savaşlar çıkararak güçlerini dağıtmaya ve etkisizleştirmeye çalışmaktadırlar. Müslümanlar arasındaki çekişme, itham ve taassuptan kaynaklanan sorunlar düşmanlara fırsatlar vermekte ve daha büyük darbeler vurmalarına ortam hazırlamaktadır. Özellikle Müslümanların birbirleri ile meşgul olup birbirlerine nasıl darbe vurabileceği, birbirlerini nasıl zayıflatacağı, varlık sahasından birbirlerini nasıl uzaklaştıracağının plan ve programı üzerinde yoğunlaşmaktadırlar.

İslam coğrafyasında Müslümanları birbirine düşürmek için tarihte –özellikle son iki yüz yılda– emperyalistlerin yaptıkları tezgâh ve oyunların birçok örneği vardır. Bugün, geçmişte yapılanın daha büyüğü ve kapsamlısı yapılmaktadır. Maalesef İslam düşmanlarının, bu hile ve oyunlarıyla hedeflerine büyük ölçüde ulaştıkları görülmektedir.

İslam ülkelerindeki yöneticiler bu gerçeği bildikleri halde kendi milli çıkarları için kendilerince bazı doğrularından vazgeçmiyorlar. İslami oluşumlar ve Müslüman fertler de mevcut atmosferin tesirinde kalarak bir şekilde oluşturulan fitneye katkı sunuyorlar. Müslümanların, gelişmiş iletişim imkânlarını kullanarak birbirlerinin dertlerinden haberdar olma, İslam düşmanlarının tezgâhları konusunda birbirlerini aydınlatma gibi faaliyetler içerisinde bulunmaları gerekirken, tam tersine bu iletişim araçlarını birbirlerine yönelik kin ve nefreti arttırma yönünde kullanmaktadırlar.

İslam tarihi boyunca iç çekişmeler Müslümanlara büyük sıkıntılar yaşattı ve büyük acılar tattırdı. Bütün bu yaşananlardan ders alınması gerekirken maalesef bazı kesimler inadına yangını körüklemekte, kendilerinin dışındakileri İslam dışı vasıflarla nitelendirmekte ve çirkin şeylerle itham etmektedir.

İslam tarihi boyunca Müslümanlar arasındaki çekişme ve savaşlar Müslümanlara büyük kayıplar verdirdiği gibi günümüzde de aynı yıkımlara sebebiyet vermektedir. Müslümanlar arasındaki her türlü kargaşa ve karışıklığın kazananı küfür güçleri olurken, kaybedenleri ise her zaman Müslümanlar olmuştur. Müslümanların birbirleriyle çekişmeleri sadece şeytan ve taraftarlarını sevindirmekte ve onların hedeflerine hizmet etmektedir. Kendi hanelerine ise daha çok kin, nefret, düşmanlık ve kayıplar eklenmektedir. Oysa bu, Allah Teâlâ’nın ve Resulünün hoşlanmadığı, nehyettiği ve uzak durmaları için Müslümanları uyardığı bir durumdur.

Allah Teâlâ’nın varlığına ve birliğine, Resulullah aleyhisselatu vesselam’ın O’nun peygamberi olduğuna, Kur’an–ı Kerim’in Allah katından geldiğine ve Ahiret gününün varlığına inanan herkes, nerede olursa olsun, hangi mezhep, grup, tarikat ya da cemaate bağlı bulunursa bulunsun, şehadeti bozan bir söz ve fiiliyat içine girmediği müddetçe İslam dairesi içerisindedir. Hiç kimsenin bu durumdaki bir insanı İslam dairesinin dışında gösterme hakkı ve yetkisi yoktur.

Müslümanlar, İslam ümmetinin zararına ve kâfirlerin menfaatine olan hiçbir oluşumun yanında yer almamalı, böyle bir oluşumu hiçbir şekilde desteklememelidirler. Duyarlı her Müslüman konuştuğu veya adım attığı zaman mutlaka kendisine göre İslam’dan bazı dayanaklar bulur. Kardeşlerimiz, hiç kimsenin bu konudaki ikna etmeye ve etkilemeye yönelik açıklamalarının tesirinde kalmasınlar. Söz ve fiilleriyle Müslümanlara zarar veren, Müslümanların kanlarının akmasına, mahkûm ve muhacir olmalarına sebebiyet verenlerin yanında gözükmesinler.

Müslümanların birbirleriyle çekişme, sürtüşme ve düşmanlıklarının neticesi her zaman kayıp ve yıkım olmuştur. Küçük çaplı oturumlarda, ev sohbetlerinde, ayaküstü tartışmalarda bile bu böyledir. Hepimiz kardeşlerimizle beraber böylesi bir tehlikeden sakınalım. Sözlü, yazılı, sosyal medyada dâhil her türlü menfi tartışma Müslümanların enerjilerini boşa harcamakta, gücünü tüketmekte ve kazanımlarını heba etmektedir. Bir sözle bile olsa gücümüzü İslam düşmanlarına karşı kullanalım.

Müslüman fertleri, yapıları, grupları ve meşrepleri güçten düşüren, tüketen, büyük acılar yaşatan her türlü söz ve davranıştan kaçınalım. Bünyenin içindeki sürtüşme ve kavgalar acıları derinleştirmekte ve tükenişe yol açmaktadır. Rabbim bizleri ve kardeşlerimizi böylesi bir yanlışlığın içine girmekten korusun.

Müslümanların birbirlerine yönelik her menfi tutumu, Allah Teâlâ’nın rahmet ve lütfundan mahrumiyete sebebiyet verir. Müslümanların birbirleriyle çekişme ve kavgaları devam ettikçe ümmet daha fazla kan kaybedecek ve geleceğe yönelik ümitler ye’se dönüşecektir.

Duyarlı bütün Müslümanlar, düşmanın istifade ettiği zayıf noktalarımızı tespit etmeye çalışarak bu zaafiyeti izaleye yönelik çaba sarf etmelidir.

İslam âlimlerinin ve Müslüman rehberlerin sorumluluk alarak, mevcut çekişme, kargaşa ve kavgaya son vermek için çabalamaları gerekir. Aksi takdirde kin ve nefretler daha fazla artacak ve Müslümanlar arasındaki düşmanlık içinden çıkılmaz boyutlara ulaşacaktır. Her ne şekilde olursa olsun bu kargaşanın önü alınmalıdır. Müslüman yapı, grup ve cemaatlerin, imkân ve kabiliyetlerini harekete geçirip çıkar hesaplarını bir tarafa bırakarak bu noktaya yoğunlaşmaları, her yönüyle zarar veren ve İslam düşmanlarının kazanmasına yol açan bu kötü süreci sona erdirmek için çabalamaları gerekir. Fert ya da topluluk şeklinde olsun her Müslüman, “menfaatim” ve “kazancım” düşüncesinden vazgeçip İslam ümmetinin kazancı, şeytan ve dostlarının kaybı düşüncesinde olmalıdır.

Hiçbir kazanç, menfaat ve strateji, Müslümanların kanının dökülmesini önlemekten ve bu ölümcül kavgayı sona erdirmekten daha değerli değildir. Hiçbir siyaset, Müslümanların bölünmesini ve katledilmesini önlemekten daha önemli değildir. Öncelikli ve en önemli iş, Müslümanlar arasındaki kin, nefret ve kargaşanın sona erdirilmesidir.

Rabbimiz! Hiçbir Müslüman şahıs ya da yapıyla aramızda kin ve nefret oluşmasına izin verme. Müslümanlar arasındaki kin ve nefreti sona erdir ve bizi bütün Müslümanlarla gerçek manada kardeş kıl!

Allah’a emanet olun.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın