Bela ve Musibetler

İnsanlık tarihi, birey ve toplum olarak insanın başına gelen bela ve musibetlerle dolu olmuştur. Dış görünüşü itibariyle bu musibetlerin bir kısmını bizzat insanın kendisi hazırlamış bir kısmı da içinde yaşadığı evrenin yapısından kaynaklanmıştır. Büyük yangınlar sel felaketleri ve şiddetli yer sarsıntıları gibi.

Tarihin her evresinde meydana gelen tabiî felaketler, insanlar tarafından farklı farklı okunup değerlendirilmiştir. Bazen hurafelerle izah edilmiş, her defasında bu bela ve musibetler tekrarlanmıştır. Hangi sebeplerle olursa olsun bu tür musibetlere karşı maddî ve manevî önlemler almak gerektiği izahtan varestedir. Ancak meydana geldikten sonra onları doğru okumak, doğru anlamak ve doğru yorumlamak da en az birincisi kadar önemli imanî ve insanî bir görevdir.

Kur’an-ı Kerim’in en önemli temalarından birisi geçmiş toplumların başlarına gelen musibetlere gönderme yapmak olmuştur. Kaldı ki Kur’an, bunları bize aktarırken ne insanoğlunun bütün sorumluluklarını ortadan kaldıracak kadar fatalist yorumlara ne de kainatın Yaratıcısını dışlayarak tabiat olaylarının arkasındaki metafizik boyutu ihmal edecek kadar bilimsel ve seküler anlamlara geçit verir. Zira insanın sorumsuzluklarından neşet eden felaketleri sorumluluklarını ortadan kaldıracak şekilde yorumlamak ne kadar büyük bir yanlışsa; dünyevileşmekten, dünyaya tapınmaktan ve Yaratıcıya karşı müstağni ve müstekbir davranmaktan kaynaklanan musibetlerin yorumlarının da salt dünyevî olması başlı başına bir felakettir.

Depremleri sadece fay hatlarıyla okumak, küçük dağları ben yarattım havasıyla arzın üzerinde yürüyen insanların, altındaki zemin sarsılınca birer sinek mesabesine indikleri, güneş tutulması gibi muazzam bir hadiseyi düşünce ve tefekkürden uzak olarak sadece bir doğa kanunu deyip geçiştiren yahut depremlerin bütün sebep ve sonuçlarını yer katmanlarının fay hatlarına yükleyen modern insanın tavrı aynı hadiseleri tanrıların öfkesi yahut birbirlerinin ışıklarını söndürme teşebbüsü ya da gök tanrısının yer tanrısına verdiği bir ders olarak değerlendiren ilkel insanın tavrından temelde ne farkı olabilir?

Müslüman Olma Bahtiyarlığına Eren Sevgili Kardeşlerim!

Ülkece, millet olarak büyük musibetlerden birini yaşıyoruz. Eğer bu musibetlerin denemek, sınamak ve imtihan edilmek gibi bir anlamı varsa bilinsin ki, şu andan itibaren bu imtihan musibette canlarını ve mallarını kaybeden kardeşlerimiz için değil henüz yeryüzü zemini üzerinde dolaşabilen bizler içindir.  Bütün bu musibetleri doğru okumak, Kitab’ın ve kainatın ayetlerini okumak kadar değerli ve önemlidir.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın